brüder grimm in kurbağaprens masalını hatırlıyorsunuz dimi!? güzel. şimdi öncelikle küçük bir hayalkırıklığı, masalın asılında, prenses kurbağayı öpmez öpüceği an iğrenip duvara fırlatır ! bu ayrıntıya daha sonra değineceğim

farz edelim.. prenses topunu kaybetti. ve onu geri alabilmesi için de prens olduğunu iddia eden kurbağayı opmesi gerekiyor ! anlatılırken genelde ılk dıkkatımızı ceken sey 'kurbagayı opme' ile 'prens olma ihtimali' kısımları. oysa minik bi ayrıntı daha 'top'.

romantizim döneminin, gözde sanatı olan masalın, sözlük tanımını bilmeyen yoktur herhalde aramızda !? doga üstü varlıklar. gercekle örtüşmeyen olaylar. tümüyle düş ürünü diye nitelendirdiğimiz '..ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar' cümlesiyle son bulan, hikayenin mantık benimsemeyen şekli. ancak masallarda bi centik vardir, masallar cocuklar ıcındır evet. hayal kurmaları ıcın. ancak yetıskınler ıcın boyut degıstırırler, satır arası okumayı bılenler ıcın tabıkıı.. 

şöyle anlatayım; 

- elimizde bi top var top kuyuya düştü. onu alabılecek tek şey bu prens olduğunu iddia eden kurgağa ve topu cok sevıoruz.. 
- elimizde hayallerimiz var ve zaman geciyor. bu hayaller gercekleşmeli. ee bunu gercekleştirebilecek olanda karşı cinsle olan birliktelik, diye düşünmekteyiz. karşımızda bi opsiyon var. hala pembe gozluklerimiz var. ve karakterin değişebildiğine inanmaktayız.. 

- topu geri almak lazım. tamam kurbagacık, prens oldugun ve olacagın hikayesine de inanarak teklifini kabul edioruz. şüpheliyiz biraz ama denemekten zarar gelmez. nede olsa 'top' ! .. 
- bir ilişkimiz var artık ilk adım atıldı hayaller az biraz büyüdü serpildi.. 

- topu aldık ! şimdi kurbağayı öpmekte sıra. bakalım, prens miymiş değilmiymiş.. 
- bi süredir beraberiz fena değil ilişkimiz ama bir huzursuzluk var yakında çıkar kokusu.. 

- kurbağaya doğru eğildik.. 
- zaman gecti cicim günleri bitti karşı cinsin karakteri tüm yapmacıklıklardan arınıp en saf kendi haliyle.. 

- kurbağayı öptük ! ve voila o bir prens ! .. 
- aman tanrım cicim günlerinden sora bile hayallerim hiç yıkılmadı ! 

- yada prens değilmi!? ..

hikayenin asılının böyle olmadığına değinmiştim zaten. prenses iğrenip kurbağayı duvara fırlatmıştı. şöyleki.. 

- ıyhh hayır yapamam gümm ! .. 
- tereddütlerim var sen beni aldatiyorsun, arkamdan iş ceviriyorsun kesin. telefonundaki bu mesajlar ne!? ben yapamıcam ayrılalım... 

- güm dimi!? evet güm. ve puuff o bir prens ! .. 
- ayrıldık. aradan zaman gecti.. bi baktık karşı cins başka birinin hayalinde. ne mesajlar var ve aldatma ne dert ne tasa.. herşey yolunda.. 
o bir prens ama sizin ki değil ! ..


anlatmak istediğim mi!? 
biraz anlamışsınızdır zaten. ancak ben daha derinden gireyim.. 

hayal kurmaya minicikken ayaklarımız başlıyoruz.. ayaklarımız büyüyor. zamanın içinde yolculuk edebilmek için büyüyor.. hayatı tanıyoruz. hayatları tanıyoruz.  attıgımız her adımla hayallerımıze bir basamak daha eklıyor ve bir basamak daha yaklasıyoruz.. hem yol kat edıp hemde yolu uzatıyoruz. doyumsuzuz cunkı kabul edelım. nevarki insanoğluyuz ! he. bide kurnazız kestırmelerı cok severız. üstteki basamaklara sahip birini gördüğümüzde, işte burası cok önemli: 'kendi basamaklarımızı unutup onun basamağına zıplıoruz' ! ee noldu bizim hayallere !? kestırme uğruna kendi diğer hayallerimizi bırakıp gidiyoruz. 
zıpladığımız basamakta tatmın olamayıp 'ıyhh hayır yapamam gümm !' diyoruz. 
şimdiyse kırılan hayalleri bizsiz birbirine dolanıp düşen basamakları toparlamakta sıra. yeni baştan kuruyoruz hayaller basamağımızı taaki ' bu bana (benim hayallerime) benziyor ' dediğimiz yeni bir 'kestirme' bulana kadar. döngü. böyle devam ediyor. 
taakii kendi hayallerimizide unutup. bitkin düşüp.. ya kendimizi baska birinin hayalinde kuklaya ceviriyoruz. ya da hayallerimiz olmadan ayaklarımız küçülmüş düz bir patikada resmen sürünüyoruz.. 
..ve rol aldığımız hayallerin kendi hayalleri peşinde koşarak prenses ve prenslerini bulduklarını görüyoruz. 
ki bana göre hayallerin sonu prens ve prenses değil ana maddesi bile değil sadece artı bir mutluluk kaynağı.. blabla buna girmeyelim..

şöyle bir son da buluşalım; 
kendi hayatınızı hayallerinizi yaşayın ! insanlarınkini yaşamayın.. 
hinlikten değil bu yaptığınız biliorum. biraz umut biraz kestırme mantıgı.. derken.. ama. güm ! 
kendi dünyanızı yarattıgınız zaman yapbozun parcalarının nekadar cabuk ve tatmın edıcı toparlandıgını goruceksınız..

minik bi ev cizin kendinize; 

catısı duvarı (dışgörünüşünüz) size ait olsun, 
penceresi (bakışaçınız) size ait olsun, 
bacanız (tepkileriniz) size ait olsun, 
evin içini (ruhunuz, sizi siz yapan en önemli unsur) siz dekore edin siz belirleyin duvarlar mor mu yeşilmi beyazmı, cok kapılımı (ördüğünüz duvarlar) duvarsızmı, cok eşyalı mı (düşünceler sıkıntılar sevinçler) az eşyalımı, 
yatak odanızın kapısını kapayın (özeliniz size kalsın).. 
evinizin katları olsun. yatak odanız bikatta salonunuz bi katta (hayatınızdaki insanların değerleri, sizin hakkınızda bildikleri, bilebildikleri, farklı olsun! siz herkesle birmisiniz ki onlar sizin için bir olsun!?) .. 


vazgeçin hanımlar ! beylerde ! kurbağa opmekten ! 

istedikleriniz istediğiniz şekilde karşınıza cıkacaktır zaten ! 
kurbaga istemiyorsanız tabii..

topunuzu sımsıkı tutun ki kimseden topunuzu kurtarmasını istemek zorunda kalmayın !

kendi hayatınıza bakın bosverinn kurbagaprensler sürüyle siz kendi prensınız kendi prensesınız olun !

















insanoğlu dedıkoduyu eleştiriyi cok sever ! duramaz. hep bir ciziktirir. hep dicek birşeyi olur herkesin herkes için. geneldede kötü olur ! eleştirilenler ise eleştirilmemek için kendilerini bir kalıba sığdırırlar onlara ait olmayan bir benlik yaratırlar.. ama eleştiriler bitmez tükenmez. olan eleştirilene olur ! cabalar cabalar boğulur. 




oysa hiç düşündüzmü eleştirilmenin ne hoş birşey oldugunu ! satır aralarını okurmusunuz hiç insanların davranışlarındaki!? genelde görmezsiniz dimi!? sadece üzülürsünüz. köşenize cekilirsiniz. kendinizi nasıl 'düzelticeğinizi ' düşünür durursunuz ! oysa kime neye göre düzelmek !? bunuda düşünmediniz dimi. herkes aynı olsa ne kdr sıkıcı olurdu dünya ! herkes beyaz olsa ya da herkes siyah olsa !? olmazdı ! renkler. rengarenk renkler olmalı yaşamda ! insanlarda renkler gibidir işte. mavi vardır kırmızı vardır karıştırırsınız mor olur.. ama her renk farklıdır her ınsan farklıdır ! 

ıyı kotu degerlendırmesımı!? ah ıste onuda küçük bir hikayeyle anlatayım;

hindistan'da çok ünlü bir ressam varmış. herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu 'renklerin ustası' anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş. onun yetiştirdiği bir ressam olan racigi ise artik eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru; 'Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek.' diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.
Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. çok üzülmüş tabii. emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. resmi alıp götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş.Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.. birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;
'Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara firsat verildiginde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.. oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir.'

başka bir şey dememe gerek varmı insanoğlu!?




i am so much older than i can take.






my affection, well it comes and goes. i need direction to perfection. these changes ain’t changing me. the cold hearted girl i used to be. over and out, last call for sin. while everyone's lost, the battle is won. with all these things that i've done. time, truth, and heart. if you can, hold on..



 'i got soul, but i’m not a soldier.'



pek evden cıkmak istemiorum şuaralar. evimi özlemişim..

dün den beri beni baykuşum baya meşgul ediyor..


bir iki güne biter sanırım.. 
yaz bitti dimi artık!? bitmeseydin ama..







cadır kurdum bol bol. en sevdiğim !




likya yolunu yürürken arkamdan calan kornayla kendimi commune hayatı yaşayan bi topluluğun icinde buldum. sanat kampında.




sanat kampındaki magicbus ı pek sevdim.




eski rum köyü. kayaköyü. harabe şimdi.




çok yürüdüm. ormanın içindeki patikalar. kimse yok..




cennet orası !



dinlenmek lazımdı arada.




sırtımdaki evim.


isviçree.



minik minik evleri. renk renk tarlaları. düzeni.






avrupayı cidden seviorum.


almanya;
biraz daha maceradan sonra  babamla babaanneme kavuştuuum. çok özlemişim !





babamın kızıyımdır ben. tutamadık kendımızı gezdık gene tırmandık bol bol.





dünyanın en güzel hissi. binilen ucakta motor calışmıo onden başka bir ucak cekio. ucuomussun gibi !





sonrada gercekten ucmak.




harley bulusması vardı. binlerce insan. tabikii gittik.
...

işte böylee.. cok 'ben' bi yaz geçirdim 2bucuk ay durmak bilmeden gezdim keyfimce gönlümce.. evimdeim bugun yine. babamı cok ozluorum ! herzamnkı gıbı onun sayesınde istediğim biton şey yaptım. ve yıne onun sayesınde dıyebılıorum kı benım ruhum cok özgür ! 

umarım hepiniz cok güzel bi yaz geçirmişsinizdir ! 
he bide unutmayın; 'footsteps in the sands of time are not made by sitting down.'  ;)